Hava Durumu

:

:

:

Bâtınîlik ve FETÖ!

Prof. Dr. Esat Arslan

Prof. Dr. Esat Arslan

21 Şubat 2017 Salı 19:36

İkibinli yılların başında İran’a uçakla değil,karayolu ile gittiğimde, daha sınırdan girer girmez,“Tekbir”getirmenin Acem boyutuyla karşılaşmış, bayağı şaşırmıştım. Dün gibi anımsıyorum bocalamıştım da… Bizdeki, “Ya Allah Bismillah Allah-u Ekber”ile biçimlenen Tekbir’in İranî boyutu hemen her yerde duyuluyor, yazılan büyük afişler şehir meydanlarını süslüyordu: “Allah-u Ekber, Humeyni Rehber”.Sünni boyuttan çok farklı olan bu Şii yaklaşımı âdeta“Allah büyük amaona ulaşabilmek için Humeyni de rehber” imasını zımnen dikte ettiriyordu.  Tahran’da Allah’ın simgesi olarak nitelendirilen “Ayetullah”Humeyni’nin kiralık mütevazı evini ziyaret ettiğimde Şiilerin onu “Ruh-ulAllah”’a kadar yücelttiklerini görüp, işittiğimde nasıl davranacağımı pek de kestirememiştim. Öyle ya Allah’ın Ruhu bir insanda cismanileşmiş, âdeta ete bedene bürünmüştü. Aklı öne çıkaran “Sünni Hanif Müslümanlık”ta bunun dimağdan geçirilmesi bile dinden, imandan çıkmakla eşdeğerdi. Daha sonra Şii din bilginleri Ahund’larla yapmış olduğum söyleşilerimde, Kum kentinde Velayet-i Fakih kurumunu tanıyıp, burada Weber’i, Hegel’ionlarla tartışmak epeyi düşündürmüştü beni… Yasama, Yürütme ve Yargı’nın üzerine yerleştirdikleri, İbn-i Haldun’un deyimiyle köye, mezraya kadar ulaşan büyük bir asabi damarlanma yaygısı epeyi fikir yürütmeme vesile teşkil etmişti. Her yerleşim biriminin Cuma Namazını kıldırmakla görevli olan Cuma imamı yatay ve dikey iletişim ağıyla Kum kentindeki Velayet-i Fakih kurumuna irtibatlandırılmıştı. Bana göre, İran’daki örgütlenme sistematiği İmam’ı uhrevileştiren bir nevi Bâtınîlikidi. Aman ha Allah adını isminin ilk sözcüğü ile birleştirmeden söyleyelim, “Fetulla Terör Örgütü”(FETÖ)’dan bundan farklı değildi. FETÖ yapılanması neredeyse tam anlamıyla bir Bâtınî yapılanmasıydı. Çünkü insanın kafası, -en azından bunu benim kafam almıyor-pozitif bilimlerle hemhal olmuş bir kişinin beynini bir ölümlü İmam’ın emrine vermesi anlaşılır değildi.

 

Yahudilik(Judaizm)’teki Kabalist akımına benzerBâtınîlik’teher şeyin bir görünen(zahiri), bir de gizli mânasıbulunmaktadır. Kabalistler Tevrat ve Zebur'un zahiri mânasıyla yetinmeyerek, onların harflerinden gizli(Bâtınî)mâna çıkarmaya çalışan bir akımdır. BâtınîlikOrta Çağ Yahudi din Felsefesi’nin“İki Musa arasında Musa binMeymun’dan daha büyüğü gelmemiştir.”deyişiyle anılan Büyük Talmud bilgini İbn-iMeymun’ungibi bir filozof, Hasan Sabbah gibi bir teşkilatçı yetiştirerek önemli işlevlerde bulunmuştur. Ama unutmamak gerekir ki, İmam Gazali, Bâtınîlik'e reddiye yazdığı da bilinmektedir. Genelde siyasi bir örgütlenme sistematiğine sahip olan Bâtınîlik, ehlisünnetin siyasi birliğiniyıkmak düşüncesi taşımış, kendi örgüt elemanları ve örgüt mekânının dışında hiçbir şeye önem atfetmemiştir. FETÖ ile âdetabire bir seviyede türdeş ve bir anlamda özdeş olan Bâtınîliğin esasları şöylece sıralanabilir:

 

Halifelik yerine kendisinde ilahî sıfatlar bulunan imamet, diğer bir deyişle imamlık kurma düşünce ve ideali örgütün, örgütlenme sistematiğinin ayırıcı özelliklerinden biridir. Kuşkusuz, Bâtınîlik siyasi doktrinlerine uygun bir hukuk sistemi de meydana getirmiştir. Bâtınîliğin ağırlık noktasını “İmam, bu âlemdeki her şeyin bilgisine sahiptir.” betimlemesi ile imamet meselesi oluşturmuştur.  Şöyle ki:

 

İmam’a tabî olanlar her türlü şer’î ve amelî mükellefiyetlerden kurtulur ve kemale ererler. Oh ne rahat, oysa İslam dini Allah ile kul arasında bireyseldir.  Bir Bâtınî yorumuna göre namaz kılmanın amacı, Tanrıya yaklaşmaktır,Tanrıya yaklaşmış olanların ondan sonra namaz kılmalarının gerekmeyeceğini bile ifade edebilmektedirler. Onlara göre, en yüksek saadet dinin şeraitinin dış mânasınıbâtınî,içselmânaya çevirmekle mümkün görülmektedir. Bu ise ancak imama uymakla elde edilir. Zira imamlar, peygamberler gibi hidayete erme ve erdirme sıfatlarına da sahiptirler. Sadece bu kadar mı? Hayır! İmam, İslam'ın esasları değiştirebilmek ve bunları yeni anlamlar vermek salahiyet ve kudretine bile sahiptir.Ama unutmamak gerekir ki, bütün bunlara karşın İmamlar masumdur, her türlü günah ve hatadan varestedirler, uzaktırlar.

 

Bâtıniler, her ne pahasına olursa olsun siyasi iktidarı elde etmek için gizli teşkilâtlar kurmuşlar ve bu siyasi örgütlenme içerisinde hareket etmişlerdir. 15 Temmuz 2016 tarihinde görerek yaşadığımız kurmuş oldukları, Hasan Sabbahvari örgütlerle hiçbir ahlâkî kısıtlamayı kabul etmeyen Makyevelist düşünceyi bu örgütlerin sistematiğine egemen kılmışlardır. Diğer bir deyişle her ne pahasına olursa olsun siyasi iktidarı elde etme amacına hizmet eden tüm araçların kullanılmasını meşru addetmişlerdir. Kısaca ”Amaçlar araçları meşru kılar”ilkelerini gerçekleştirebilmek amacıyla en adi hile, desiseyi ve kaba kuvvete dayanan araçları kullanmayı kendilerine şiar edinmişlerdir. Ayrıca, amaçlarını gerçekleştirmek için her türlü insanlık dışı yöntemi kullanmayı kendilerine Tanrı tarafından verilmiş bir hak olarak benimsemişlerdir. Bu nedenle bazı siyaset bilim yorumcuları,bir Rönesans düşünürü olan ve bu örgütlenme sistematiğini kategorize eden NiccoloMakyevelli(1469-1527)’nin güç ve sahtekârlık aracılığıyla iktidarı nasıl elde edileceğinibir öğreti haline getirdiği için onu “Kötülüğün Öğretmeni” olarak tanımlamışlardır.  

 

Bâtınîlerin ruh hakkındaki telakkileri de Brahmanizm ve Manihizm'ianımsatmaktadır. Kötü ruhlar bir cesetten diğerine geçer ve azap çekmeye devam ederler. İyi ruhlar da semaya yükselir, ilahî varlıkla birleşir. Zahir (dış görünüş) hakikatin kabuğu, bâtın ise özüdür. Dinleri zahir mânasıyla değil de, Bâtınîmânasıyla anlamak gerekmektedir. Bu da ancak kat’iliği, kesinliği, açıklığı söz konusu olmayan deliller,nasslarıntefsir yoluyla değil, tevil yoluyla olur. Tevilin anahtarı harflere verilen birtakım gizli mânalardır. Tevil için kelimeleri oldukları gibi değil, mecaz olarak almak gerekir. Düşünün işi“Kur’an'ın iç anlamlarına erenler için dış anlamları gereksizdir.”e kadar getirmişlerdir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, Bâtınîler bu metotlarıyla Kur'an'a istedikleri mânayı vermişler, ayetlerin dış mânaları içinde iç mânayı çıkarma gayesiyle, onları sistemlerine uygun gelecek bir şekilde tevil etme yoluna gitmişlerdir. Diğer yandan Kur'an'ın Hz. Osman zamanında toplanan bugünkü şeklinin tahrip edildiğini, dolayısıyla aslına uygun olmadığını da ileri sürmüşlerdir.

 

İran Şiiliğini, Ayetullah zihniyetini ve de Bâtınîlik felsefesini özümsemeden FETÖ’yü anlamamız mümkün değildir. Söylemek gerekir ki, ‘Yeise gerek yok, hep bir umut var çünkü daha yapılacak çok şey var.’, Sevgili Okurlar. 

Okuyucu Yorumları

(0 yorum)
600
Gönder
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sonmanset.com sorumlu tutulamaz.